Muhammad: The Messenger of God -Film İzlenimleri

Articles

  /   624   /   17 November 2016, Thursday

 Print

  

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su 
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su 
Fuzuli

 

Muhammad: The Messenger of God 

 

İran Flmi’ni, İslami itikat  sembolleri ve anlatımları ile Inanç sistemi ve maneviyatı ne olursa olsun tüm insanlığı dinler üzeri kucaklayıcı  bir zemine  oturtmayı başararak metaforik  bir sinema dili ile Beyaz perdeye aktaran, “Baran”, “Cennetin Çocukları”, “Söğüt Ağacı”, “Cennetin Rengi”, “Serçelerin Şarkısı”  gibi izlediğim bütün filmlerinde sinematografik  ögeleri ile adeta büyülenerek görsel ve ruhsal bir şölen yaşatan  yönetmen Majid Majidi  ve ekibinin emeği ile ortaya konmuş cehalet ve çıkarcılığın  karşısında adalet ve  merhametin savunuculuğunu kuşanmış, kötücül duyguları dışarıda bırakan, sevgi tomurcuklarını  pıtrak pıtrak  açtıran, havada uçuşan dandelion çiçeği[i]  tohumları ile maddi ve manevi alemin girişim desenlerinden epik mısralar ve gazel beyitleri dizen,  Allah’ın Elçisi ‘nin annesinin vefatı üzerine duyduğu acının ateşini yatıştıran su, sudaki elmalar, final sekansı öncesi su içindeki eller  ve deniz mucizesi ile Fuzuli’nin  sanki  “Su Kasidesi” [ii]ni yeniden betimlercesine suyun yaşamsal büyüsünü imbikten akıtan , epik anlatımları ve efektleri ile yüksek bütçesinin yanısıra  temposunun yüksekliği ile de diğerlerine nazaran bir adım çıkan şiir gibi  bir film. 

(Flashbacklerle birlikte VI.ve  VII. Yüzyılda )  Allah’ın Elçisi‘nin doğum öncesinden, 12 yaşına kadarki döneminde geçen hadiseleri konu edinen  Triology_Üçleme’nin ilki olan film , Bakara Suresi -256. ayetinden “ Dinde zorlama yoktur; artık doğru ile eğri birbirinden ayrılmıştır.” Mâide Suresi 8. Ayetinden : Ey İnananlar!  Allah icin adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin ; adil olun gibi ayetlerin içinden alıntalanan, herhangi bir zümre, kavim,sınıf, ırk,renk,cinsiyet  vb  ayrımı yapmadan, ötekileştirmeden tüm İnsanlığın hayrına mesajların, kapsayıcı olması gerek İslamofobiklere ve [iii]PEGİDA (Batının İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar) gibi din eksenli aşırı sağcı ırkçı  ötekileştirici hareketlere  gerekse de başta İŞİD olmak üzere benzeri  her tür antagonist şiddet yanlısı İslam savunucusu terör örgütlerine hakikatli mesajlar iletmekte.

 

VI. Yüzyılda İslam öncesi Arap dünyasının  kibir,  gasp, yağma, gıybet,  ikiyüzlülük,  tehdit, kölelik, zulm, eziyet ,haksız kazanç hile hurda, fırsatçılık,  aşağılama hor görme gibi pek çok OburDünyalılara özgü kötücül  soyut putlarının   “Cahiliye Dönemi”ne [iv] özgü gelenekler üzerinden aktarımını izlerken gözlerimi değil ama gönlümü kıstım.  Ebu Leheb’in “Fukaralarla aynı sofrada mı yiyeceğim” gibi trajikomik, tiksindirici elitist  yankısnı da bir an önce silebilmek istiyorum kulaklarımdan . 

İnanç ve ideolojisini izleyicisine empoze ederek propaganda yapma, doktrine  etme  kaygısı olmaksızın (en fazla yumuşak didaktik unsurlarını dikte etmeksizin serpiştiren bir tarzla )    tabiattaki canlılara gösterilen dokunaklı hassasiyet ve incitmezlik temasını sadece insana  gösterilen duyarlılıkla sınırlı kılmayıp  alemin diğer canlılarını da kapsayıcı şekilde  sinema diline aktarımındaki şiirsel üslup yönetmenin öne çıkan ve onu özgün kılan özelliklerinden biri.  “Rang-e khoda -Cennetin Rengi” filminde gözleri görmeyen Küçük Muhammed’in yuvasından düşen kuşları el yordamıyla  parmak uçlarında hissederek yerlerine koymasındaki ince duyarlılığın bir benzerini Allah’ın Elçisi’nin çocukken dedesi Abdulmuttalip’le Hıra mağarasına yolculuğu esnasında eteklerine takılan dandelion çiçeğinin dikenlerinden tabiata zarar vermeksizin kurtulmaya çalışmasında da  görmekteyiz. Aynı şekilde filmlerinde bu nevi özeni gösteren figürlerde çocuk ya da yetişkin bir ayrım da yok. Bu anlamda “ Bacheha-Ye aseman/ Cennetin Çocukları” filminde babasının ayakkabı satın alacak parası olmadığını bildikleri babalarını utandırmamak ve üzmemek için dönüşümlü olarak aynı pabuçları giyen Ali ve Zehra, İnşaatta iş kazası nedeniyle  sakatlandığı için iş görmez  hale gelen Kaçak Afgan  göçmenin kızının  “Baran” ailesinin geçimine katkıda bulunabilmek için sadece  erkeklerin  inşatta çalışmasına izin verldiğini bildiğinden cinsiyetini saklayarak  Rahmet ismi ile  erkek kılığında kaçak işe girmesi ve yaşam mücadelesi için katlanmış olduğu çilenin romantik aktarımı  hep çocuk karakterler üzerinden aktarılmış duyarlılığın bir başka deyişle “Çocuk İnsan-I Kamil”lerin dünyası.   

İzleyici olarak filmin kalbime açılan koridorundaki ayak sesleri Majid’inin  yapıtlarında ziyadesi ile kullandığı temalardan eller ve ayaklar üzerinden hızlanarak yaklaştı. Sudaki ellerin sıcaklığı  ve dokunuşları avucumda idi, çıplak ayağın değdiği yerkürenin tüm titreşimleri ayaklarımın altında karıncalandı, eller üzerinde göğe yakınlaşan kutsal bebeğin minik ellerinde arındı yüreğim. Göğe en yakın elmayı tutmaya çalışırken,bir yıldız daha kaydı gökyüzümde. Tabiatın adaletle olan ittifakının “‘Fil Vakası'” üzerinden çarpıcı anlatımı“nda fillerin ayaklarının  titreşimini duyumsadım. Gökteki ebabil kuşlarının attığı taşları bile görmedim.  

Allah’ın Elçisi ‘nin İki omzunun arasındaki mührü taşıyan kaidelerden birinde “sevgi” diğerinde “merhamet”, mühürde de “adalet” yazılmış  filmin bendeki izlenimimde.

“Tanrı'yı nerede bulursun?”  - “Kırık kalplerde bulurum”

 Samuel’in kötücül niyetlerine rağmen dudaklarını ıslatıp  onu ölüme terk etmeyen kalbin içinde buldum O’nu.

Diri diri babası tarafından cahilce toprağa gömülmeye çalışılan kız bebeğin, babası Allah’ın Elçisi tarafından ikna yoluyla niyetinden vazgeçirildikten sonra yeniden annesine kavuşmasında buldum O’nu .  

Karıncaların “Allah” yazısı dışında  fermanı yemesi,  fillerin direnişi,   yoksulluk ve çaresizlik nedeni ile mezatta satılmak üzere  getirilip  elden ayaktan düşmüş adeta bir sütçü beygiri muamelesi ile hor görülüp ederi  değersizleştirilen Halime’nin bitkin devesinin kaçışı , sütannelik işareti için diz çöküşü gibi  İslami inanca göre “mucize” olarak addedilen metaforik aktarımların içinde bende çok iz bırakanın “Denizin Köleleri”nin özgürleşmesiyle tecelli eden Adalet’in  ardından gelen bereket sonrası yıkılan “ Put “ imgesi  idi.  Aklın ve gönlün üstünü örten perdeyi kaldırıp   esas “ kötücül Put” yıkılıp haksızlığa karşı mazlumun yanında yer alınca  mendirek ucundaki zahiri taştan yontulmuş putun da tahrip olduğu o nokta Kainat’ın özündeki biricik nokta ile kucaklaşıyordu.

Denizin kurbanlarını özgürleştirdiğinde berekete kavuşacak bir dünyanın hayalinde O’nu buldum. Denizci köyünde kabaran ummanın köpükleri ardı sıra  mucizevi şekilde karaya vuran  çırpınan canlı  balıklar (ki bence Yönetmenin  Avaze Gonjeshk-ha/ Serçelerin Şarkısı  flmindeki ve diğer filmlerindeki  şiirsel balıklar) , kısa zaman önce kurban etmeye amade oldukları kölelerin  Allah’ın Elçisi bir çocuk tarafından  merhamet edilerek serbest bırakılmaları sonucu gelişen hadiseler silsilesinde  yüzlerindeki beliren öfkeden,  şaşkınlığa sonra da bereket ile gelen sevince dönüşen ifadesinin yanısıra , haris emelini gerçekleştiremeden işbirlikçisi tarafından da aldatıldıktan sonra  yakalanması neticesinde aldığı yenilgide aldığı yarası iyileştirilmeye çalışılan Samuel ‘in  yaralı olarak yattığı yerden doğrularak  hadiseyi  izlediği  an suretinde beliren “Minnet”,  “Rıza” ve “Teslimiyet” gibi    “ İnsanlık Halleri  “ nin içinde gördüm  O’nu bulduğumu.  Hür İradenin merhamet, koşulsuz sevgi, adaletle bütünleştiği pastoral,şiirsel ve masalsı üsluptaki bilgeliğin göz yaşında.  

.  


[i] Dandelion - kulağa kaçan çiçeği,

[ii] Fuzuli Su Kasidesi - Na’t kelimesinin sözlük anlamı “bir şeyi methederek anlatma, vasıflandırma” iken daha sonra “Hz. Muhammed (sas)’i övmek için yazılan şiirler” anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Divan edebiyatında pek çok şair na’t türünde eserler vermiştir. Bunlardan biri de XVI. Yüzyıl klasik Türk edebiyatının Âzerî sahasında şiir yazmış olan Fuzûlî’dir. Fuzûlî, kaside nazım şekliyle yazmış olduğu Su Kasidesi adlı na’tında Hz Muhammed’I  övmüştür. http://www.turkedebiyati.org/forum/konular/813-fuzuli-su-kasidesinin-aciklamasi

[iii] PEGIDA -Patriotic Europeans Against the Islamisation of the West (Almanca Patriotische Europäer gegen die Islamisierung des Abendlandes),

  

Comments