Latest

İRAN KÜLTÜRÜ DİPLOMATİK RÖPORTAJ

Diplomacy

  /   1009   /   11 May 2016, Wednesday

 Print
İran İslam İslam Cumhuriyeti İstanbul Konsolosluğu Kültür Ataşesi Sn. Aburreza Rashed ile İstanbul İran Başkonsolosluğu’nda makamlarında gerçekleştirdiğimiz kültürel röportaj için kendisine teşekkür eder okuyucularla da yeniden buluşabilmek üzere esenlik ve barış dolu güzel günler dilerim. Hicran Çiğdem Yorgancıoğlu

  

Amacı yabancı ülkelerin kültürel ve sosyal yaşamını Türkiye’ye tanıtmanın yanısıra  Türkiye ile yabancı ülkeler arasındaki karşılıklı kültürel, ekonomik, endüstriyel, teknolojik, politik kesişim noktalarına ışık tutarak   okuyucular nezdinde görünür hale getirirken, bu sayede   iki ülkenin halkları arasındaki mevcut ilişkilerin geliştirilmesi  için ortam hazırlanmasına destek  katkı sunmayı da gaye edinen diplomatik röportajlar serisinde bu kez  İstanbul semalarında dalgalanan bayrağın renkleri:  yeşil, beyaz, kırmızı.

Asırladır kültürel, tarihî ve coğrafi açıdan pek çok müşterek yönü olan iki kadim medeniyet ve ilim havzasıdır  Türkiye ve İran. Birbirleriyle gerek kültürel gerekse sanatsal sahalarda, işbirliği zemini yaratma çabasında olduğunu düşünürsek,  Kültür ve İlmin yaygınlaştırılması için Kültür Müsteşarlığının  faaliyet alanı içerisinde yeralan  bu yönlü   çalışmalarının ne olduğu, nasıl yürütüldüğü ve izlendiği  da her daim merak konusu.[i]

Geçtiğimiz yıl (2015)  6-16 Mayıs tarihleri arasında 65 ülke ve 2800 yabancı yayıncıdan eserlerin bulunduğu   Tahran İmam Humeyni (ra) Büyük Mosallası'nda düzenlenen ve   başta  Iran Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani olmak üzere İran Kültür ve İslami İrşad Bakanı Ali Cenneti,  Umman Enformasyon bakanı Abdul Mun'im bin Mansur el-Haseni,  üst düzey yetkililer, yayıncılar ve basın mensupları katılımıyla 120.000 metrekarelik mekan olan  Tahran İmam Humeyni Büyük Mosallası'nda    Orta Doğu'nun en büyük uluslararası kitap fuarının 28.si düzenlendi , bu etkinlik fuara Türkiye’den giden ziyaretçilerin  geniş çaplı katılımları ile sınırlı kalmayıp uzaktan da  izlenerek ilgi topladı.

İran İslam İslam Cumhuriyeti İstanbul Konsolosluğu Kültür Ataşesi Sn. Aburreza Rashed ile İstanbul İran Başkonsolosluğu’nda makamlarında gerçekleştirdiğimiz kültürel  röportaj  için kendisine teşekkür eder okuyucularla   da yeniden buluşabilmek üzere esenlik ve barış dolu güzel günler dilerim.

Hicran Çiğdem Yorgancıoğlu

 

H.Cigdem YORGANCIOGLU: Sizce  gelenek ve görenekler anlamında her ikisi de kadim medeniyetler beşiği olan  Türk ve  İran kültürünün kesişme noktaları nelerdir ve bu iki komşunun  hangi müşterek noktaları ne gibi yöntemlerle ilişkilerini  geliştirip, zenginleştirir?



 

Aburreza  Rashed  :   İranlılar ve Türkler arasındaki ilişkiler, mitolojileri ve milli efsaneleri bir birine bağlayacak kadar eskiye dayanır.

İki ülke arasında ilk kültürel anlaşma  Türk ve İran milletleri  arasındaki pek  çok kültürel ortaklık göz önünde tutularak , 29 Ocak 1959'da imzalandı. Bir önsöz ve 18 maddeden oluşan bu anlaşmaya göre iki ülkede kültürel kurumların kurulması, üniversite hocası ve öğrencisi değişimi, karşı ülkenin dili ve edebiyatı ve tarih-coğrafyasının diğer ülkede ders olarak sunulması, öğretim kolaylıklarının sağlanması, kültürel kurumlar arasında bilimsel, sanatsal ve kültürel işbirliğinin genişletilmesi ön görülmüştü. 9 Ekim 1966 tarihinden itibaren uygulamaya konulmuş bu anlaşma günümüzde halen geçerlidir. 

İran ve Türkiye arasındaki köklü bir geçmişe dayalı ortak münasebetlere istinaden,  kültürel amaçlı fuarlar ve sinema festivalleri, İslam uygarlığının yeniden canlanmasında Türkiye ve İran’ın kültürel rolü, Türkiye ve İran ilişkilerinde irfan ve tasavvufun yeri, kültürel ilişkilerinde yazılı mirasın rolü, Türkiye ve İran’ın kültürel şahsiyetleri gibi bir çok konuda etkinlikler düzenlenebilir. Bu tür etkinlikler İran ve Türkiye halkının birbirini tanıması için iyi bir vesile ve fırsat oluşturmaktadır.

Bu doğrultuda Kültürel ve sosyal işbirliğinin de artması, Farsça’dan Türkçe’ye, Türkçe’den Farsça’ya daha çok eserin çevrilmesi gerekir. İki ülke arasındaki ilişkiler tarihsel, kültürel, siyasal ve ekonomik boyutlarıyla incelenebilir.

Yüzlerce yıl komşuluk yapmış olan halkların  bu denli geçmişe dayalı münasebetleri, kültürel ilişkilerin de aynı yönde  gelişmesi için çaba göstermemizi gerektirir. “İran İslam Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti; kültürel, tarihî ve coğrafi ortaklıkları nedeniyle dikkate değer yetenek ve becerilere sahipler. Kültürel açıdan İran ve Türkiye’nin  çok fazla ortak noktasının olduğu dikkate alınarak, tarihi mirasımız olan, sayılan tüm alanlarda bu kültürel ortaklıkların ilerletilmesinin    sağlamak yönünde      iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için uygun zemin hazırlanabilir.

 

 

 

 

H.Cigdem YORGANCIOGLU:   Şu anda Türkiye'de kaç adet Farsça Öğrenme Merkezi bulunmaktadır ve   bu dili öğrenmek isteyenler dil öğrenimi ile genelde neyi amaçlamaktadırlar?

 

Aburreza  Rashed    :   Farsça Eğitim Merkezi İstanbul, İslam Medeniyeti Vakfı, Doğu Dilleri Enstitüsü;  Beyazıt Kütüphanesi, Bilim Sanat Vakfı , İran Kültür Merkezi; Yazarlar Birliği, Mevlana Araşrırmaları Derneği; Şarkiyat Araştırmaları Derneği,  İran İslam Cumhuriyeti Erzurum Başkonsolosluğu Kültür Ataşeliği

 

Fars Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı ve Tarih bölümleri öğrencileri başta olmak üzere en çok edebiyatçı ve edebiyat ve kültür merakı olanlar Farsça öğrenmek ister, bunlara entellektüel kısmı da katabiliriz ressamdan tiyatrocuya, avukattan muhasebeciye kadar geniş bir yelpazeyi kapsamakta. Kimi kariyer açısında kimi de kişisel gelişimi için Farsçayı öğreniyor.





H.Cigdem YORGANCIOGLU: İran halılarının meşhur olduğu bilinmektedir.  İran halısına  dokunmuş olan desen ve  motiflerin Türk halıları ile mukayese edildiğinde birbirlerine en çok benzeyen tematik yönleri nelerdir? 

 

Aburreza  Rashed    :   İran halılarının desenleri iki ana gruba ayrılır; düz çizgili (geometrik) desenler ve yuvarlak çizgili desenler.Klasik İran halı desenlerinin sayısı binden fazladır ve İran halı modelistlerinin yaratıcılığı sayesinde bu eşsiz desenlerin sayısı günden güne artmaktadır. Bu nedenle dünyada halı konusunda söz sahibi olan Çin, Hindistan, Pakistan ve Türkiye gibi ülkeler de İran halı desenlerinden faydalanmışlardır. Uzmanlar İran’ı “halı deseni cenneti” olarak tanımlamaktadırlar. İran ve bölgelerinde dokunan halılar, farklı zenginlikte ve her birisi ayrı bir sanat eseri olduğu için Türk halı sanatında önemli bir yere sahiptir. Geçmişte ve günümüzde İran halılarında kullanılan desen, renk, düğüm şekli de Türk halıları ile bir etkileşim içerisinde olmuştur.

 

 

 

 

H.Cigdem YORGANCIOGLU  Geçtiğimiz sene (2015) 28'incisi düzenlenen Uluslararası Tahran Kitap Fuarı’na sizce Türkiye'den yeterince ilgi oldu mu ve bunu nasıl ölçebiliriz?  Katılımın çok olmasının her iki ülke için dostluk köprülerini inşa etmelerinde ne yönde bir katkısı bulunur? 

 

Aburreza  Rashed    :     Türkiye her yıl olduğu gibi geçtiğimiz sene de  fuara aktif katılım gösterdi. Fuar kapsamında düzenlenen çeşitli etkinliklerden biri de  Türkiye'den Prof. Dr. Derya Örs konuşmacı olarak davet edildiği "İran edebiyatının Türkiye'deki seyri" konulu panel idi.

 

Türkiye'nin Kültür ve Turizm Bakanlığı standında, Türk kültür, edebiyat ve sanatına dair eserleri yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı yayınları ile Türkiye'deki değişik yayınevlerine ait kültür, sanat ve edebiyat eserlerinden derledikleri yayınları fuarda tanıtıldı.

Hem Türkiye’de hem İran’da   bu nevi kültür, sanat ve edebiyat  derleme yayınlarına tutkun ve iştahlı  geniş çaplı  bir okuyucu kitlesine sahip olan eserler fuarda  ziyaretçileriyle buluştu.  Her iki ülke yayıncılarının ortak projelere imza atabileceğini düşünüyorum bazı eksikliklerin bulunmasına rağmen gelecek için ümitliyiz. Maalesef Türk yayıncıların son beş yıldır bu fuara katılımlarında  azalma  gözlesek de  fuarın ziyaretçiler  tarafından yoğun ilgi görmesinden ,  10 gün boyunca, 3 milyon üzerinde kitap dostunu ağırlanmasından dolayı  çok memnunuz. 

 

 

H.Cigdem YORGANCIOGLU: Neden Şiilere Rafizi denir, manası nedir?

Aburreza Rashed  :     Sözlükte “terketmek, bırakmak, ayrılmak” anlamındaki rafz kökünden türeyen râfıza “bir fikir veya bir gruptan ayrılan kişi yahut topluluk” demektir. Çoğulu revâfız olmakla birlikte râfiza bazan “topluluk” mânasında da kullanılır.

 Tarihi yönden ise Râfıza akımı ilk kez Hz. Hüseyin'in torun Zeyd ibn Ali zamanında Kûfe'de ortaya çıkmıştır. Emevîlere karşı bir ayaklanma anında kendisine ilk iki halife hakkındaki kanaatı sorulunca Zeyd; onlar hakkında hayır ve iyilikten başka bir şey bilmediğini ve cedlerinden de farklı bir şey işitmediğini söyleyince O'nu terketmişler ve bunlardan dolayı da onlara râfıza denmiştir. Böylece bu kelime, Zeydiyye tarafından, Zeyd'i terk edenler; ehl-i sünnet tarafından ise ilk iki halifeyi reddedenler anlamında kullanılmıştır

 

 

 

 

  

Comments