ULUDERE KIRK KATIR MI , ROBOSKI KIRK SATIR MI?

Articles

  /   1026   /   29 December 2014, Monday

 Print
Kime sorsan haklıdır. Şeytan köşeli bir, parantez içindeki ayrıntıda saklıdır. kararlı bir ses tonu ile doğru ve hakikatli soruları sormak şeytanı kovmanın aklıdır. 34 sivil masumun yaşama gözlerini yummasına göz yumanlarla,gözlerimizi yumacak mıyız ?

  

ULUDERE KIRK KATIR MI , ROBOSKI  KIRK SATIR MI? 

Okuyucuya Not : Bu makale hükümetin “Genel Kürt Politikaları”ndan ziyade sivil can kayıplarının yaşandığı elim bir hadisenin, Roboski Uludere Dosyasının kapatılmamasına ilişkin sorumuluk anlayışına ışık tutmak için meselenin boyutlandırılmasına dair sormamız gereken bazı sualleri irdelemektedir.

Sorulması icap eden  ilk yegâne soru;  

Dünya üzerindeki katliamları  anlamaya dair, kendilerinin  ehil olduğuna inananları  kuşatan organize bir kaos hariç İnsaniyete dair böylesi bir mevzuya gerekli ehemmiyet, anlama ve müsebbiblerin kim olduğunu tespit etme çabası  ve tepki gösterilmesi hususunda  kılını kıpırdatmayanların  samimiyetsizliğinin  ve edilgenliğinin  getirdiği zulmün, ve bozulan adalet duygusunun  farkında mıyız? 

Türkiye bugün “Bir yerden bir yere gitmeye dair” “facia”ların haberleri ile çalkalandı. İçinde katliam kısmın bıraktım “Roboski” ,  “Uludere” kelimesi dahi geçmeyen Gece Ana Haber Bülten(ler)ini  de izleyince,  şu sualleri ertelemeden sormak için dem bu demdir demeden edemedim. 

Biz katliama katliam demeyiz teröristlere öfkeli çocuklar olarak baktığımızdan Uludere’de de olsa olsa karada Amiral Battı oynamıştır çocuklar. 

Bülten Haberlerine bakılınca görülüyor ki  Adriyatik ve Asya’ya  karanlık çöktü. Dışişleri Bakanlığı bir kriz masası oluşturmuş vaziyette. Semalarda arama kurtarma amaçlı “Keşif uçakları”.dolşmakta. 

Nedenine gelince; ilki Yunanistan'dan İtalya'ya sefer yapan içinde 54 Türk vatandaşı bulunan  Korfu adası açıklarında Yunan firmasına ait İtalyan bandıralı Norman Atlantic isimli   feribotta çıkan yangın  kazası  sırasında yaşamını yitiren  mürettebattan sözediliyor.  422 yolcu  56 murettebatı  olan gemide  161 kişi tahliye edilerek kurtarılmış 317 kişi kurtarılmayı beklemekte imiş .Sayılar zaman içinde değişebilir buna çok takılmayacağız. İşaret edeceğimiz  yer konuya olan detay hakimiyetini istersek ne kadar ksa sürede elde edebileceğimiz ve bir kaç ortak imge . Elimizdeki istihbarat ve teçhizat yakınlara hep ıraksar, uzaklara her zaman yeter. Şefkatimiz kapı komşudaki biçareye yetmez, Mogadişu’daki açlara hayli hayli  yeter. Bu şimdilik elde bir.  

Bir diğer haber İtalyada Belize bandıralı manevra esnasında çarpışma sonrası batan “Gökbel” isimli Türk bayraklı 11 kişilk mürettebatlı kargo gemisine dair  2 kişi olmüş  4 kişi  kayıp. 

Üçüncüsü Endonezya'nın Surabaya Adası'ndan, Singapur'a gitmekte olan AirAsia Havayolları'na ait yolcu uçağı 162 yolcusuyla beraber ortadan  kaybolmuş .Daha zayi Malezya uçağının sırrı çözülmüş değil. Esasen kayıp mı değil mi, o da muamma. .

Gelelim bugünün tüm ana haber bültenlerindeki ,sözkonusu haberlerde geçen  anahtar kelime ve cümle haline gelmemiş kelime öbeklerine.  

“Facia “  “Bir yerden bir yere giden”    “Keşif uçağı “  Sırra kadem basmak “ “ sırrı çözülememek”  (sırrı çözmemek)

“Bir yerden bir yere gidip” oradan dönerken adeta Yemen Türküsüne şarkı sözü yazarcasına dönemeyenlerin yazgısına bakalım 3 sene oncesinin bir “facia”sına geri gidelim. O günün Ana Haber Bültenlerine geçen  ilk veriler ve açıklamaların detayları “ kem” ve “küm” 

Türkiye’nin Irak sınırında bulunan Uludere (Qıleban) ilçesi Gülyazı (Bujeh) ve Ortasu (Roboski)  köylerine çevirelim trajedik retrospektifin anlatımını. 40 kişi,  sırtı çay gıda maddesi mazot yakıt vb  ile yüklenmiş katırlarla beraber sınırı geçip dönecekler. Planları bu. Daha henüz giderken insansız hava uçağının  bölge üzerinde keşif uçuşu sonrası içine kurt düşen ve  vazgeçip, geri dönen bir kaç kişi dışında,kalanların yola devam edip Irak sınırını geçtikten sonra, dönüş yolunda  TSK ya bağlı  F-16 savaş uçaklarıyla hava bombardımanı sonrası 34 kişinin yaşamını yitirmes ile sonuçlanan vahim  bir vak’adan sözedildiği ve hafızalarımızda tazelenmeye çalışıdığı aşikar. 

Kime sorsan haklıdır. Şeytan köşeli bir, parantez içindeki ayrıntıda saklıdır.  kararlı bir ses tonu ile doğru ve hakikatli soruları sormak şeytanı kovmanın aklıdır.  34 (35)  sivil masumun  yaşama gözlerini yummasına göz yumanlarla,gözlerimizi yumacak mıyız ?

Soralım o zaman sorularımızı ardı ardına .


Mezkur Uludere/Roboski katliam dosyasında  bir arpa boyu yol alınamamış olması süpriz midir? 

Katliamın/ olayının üstünün kapatıldığı doğru mudur ? 


Uludere’de olan bitenin sorumlusu  fail-i malumların kim olduğu  mu meçhuldür?


 “Ulusçcu milliyetçi”  söylemlere yaslanarak yapılan siyasetlerin Uludere  ile bağlantsı nedir ?


Vak’anın Devlet’in  tarihsel refleks, “ Kürtleri Püskürtme Metodolojisi ve Her Kürt'ü PKK lı sayma saplantısı”  ile bağlantısı var mıdır? Ne ölçüdedir?


Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ,görevsizlik kararı, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı süreçleri ile geçen  Roboski Dosyası ile ilgili olayı soruşturmak üzere Ocak 2012’de TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Uludere Alt Komisyonu, Mart 2013’te 84 sayfalık  bir rapor yayımlamış ve  kısaca “olayın kasıtlı yapıldığına dair herhangi bir bulgu delile rastlanmadığı  görüş ve kanaatine ulaşıldığı” beyanını  yapmıştı. Ayrıca TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanunun emredici hükümlerini  icra etmeleri ve kendilerine verilen  vazifenin  gereklerini ifa ettikleri, mezkur vazifenin  gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığının anlaşıldığı" denilerek takipsizlik kararının alındığını da bu meyanda hatırlamalıyız. Delillerin dahi karartıldığı bir dünyada, açıklamalara binaen  kasıt yok kusur var dendikten sonra ülkenin içindeki ve dışındaki düşmanlar komplo  teorisi aramasın diye  mi sümen altı edeceğiz bu ölümlü, şüpheli vak’aları?  Arşive mi kaldıracağız kapanan dosyayı ? Kaldı ki yazımın daha kapanış bölümüne doğru Batı Medyasından (WSJournal) gelen İstibaratlar ve itiraflar  doğrultusunda yukarıdaki açıklamaların çelişkilerini nası çözümleyeeğiz?


Neden durup dururken Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerine olaya dair  kapsamlı, tarafsız ve etkili bir soruşturmayı gecikmeden yapması çağrısında bulunma gereği duymuştur, zaten  yetkilililer bunu yapmamakta mıdırlar  ?


 Hayvanları sevmek onlara zulmetmemek onları korumak kollamak elbette ki vicdanlı bir insan olarak  vazifemiz fakat  sadece Uludere’de katledilen hayvanlara dair duyarlılık gösterenlerin  sosyal medyada ortalığı yıkanların insanlar konusunda hassasiyet göstermemeleri insanlık adına  kaygı verici değil midir ? Onlar  bir gün acı çekip ağladıklarında “gözüne  bir şey mi kaçtı? , soğan mı seni ağlattı? ”  diye mi soracağız?


Bilinmeyeni çok denklem içinde varsayımlara dayanarak sınırda kaçakçılar olduğu zannı ile kişileri ve katledilenlerin cürumunu  aşağılamak  amaçlı biçimde  kısır melez katırlara benzeten  ve İnsanlık dramı bir olayı “devlet ile kaçakçının çiftleşmesi” olarak adaba mugayyir bir şekilde tanımlayan  nam-ı meşhur medya mensuplarının yazılarından feyz almak , edebe ve hayvan haklarına aykırı değil midir? Bu üslup katırların ölmesi durumunda da “nalları dikmek” tabirini kullamak anlamına da gelmez mir?Lugatımız ile ahlakımızı parallel bozmuş olmuyor muyuz?  Buradan hareketle ölen mazlum insanlar için de “ geberdiler” demek  normalleşecek midir?  

Sınırlarda kaçakçılık olur, süpriz değildir. Kaçakçıığı elbetteki onaylamayacağımız ayrı bir mevzudur.Kaldı ki ,olup olmadığının da kanıtı yoktur. Lakin  olayı sırf kaçakçılıktan tazminat isteyen devlet durumunda dar bir perspektife ele almak elim vak’anın derin yapısını saklamaya yönelik  hedef saptırmak mıdır? değil midir ? 

Nedeni  ve bulguarı elde olmayan bir katliama hicivle  destek veren, iktidarı  övüyor mu sövüyor mu belli olmayan  cesur medya mensubu kalemşörler  neye tarafdırlar  ?

Sabahın köründe yollara çıkan köylüler arasında  kaçakçılık  faaliyetlerinin “sınır ticareti” olarak meşru bir isimle adlanmasının ve köylülerin  başka bir geçim kaynakları olmamasının arkasındaki dramatk,ekonomik, tarihsel sosyolojik,psikolojik, ideolojik  gerçek nedir? 


Hunharca olmaması ,  kaçakçılık ve terör faaliyeti zannı ile sivil halka ateş açmak,  grubun topçu atışı sonrası dağılmaması  ve gruptaki insan sayısı ile katır sayısının  birbirine yakın olması nedeninden yola çıkıp bu grubun terörist grup olma ihtimaline binaen kanaat  pekiştirmek  ve buna istinaden sivil halka  ateş açmak   bir katliamı katliam olmaktan çıkarır  mı? 

Gözler yumulduğunda saklambaçın saklananı, ebesi kimdir . Çanak çömlek mayın patlayacak mıdır ?

1982 askeri darbenin TC  anayasasının ordu yanlısı hükümlerini pek şık bulan,her frsatta  darbe olsun ordu başa gelsin diyen farkındalıktan  uzak Kemalistlerin anlamakta güçlük çektiği  aleni ordu  kamuflajı nasıl görülebilir hale getirilebilir? Ordunun 'muhafazakâr iktidarın himayesi altında olduğu ve eskisinden daha  dokunulmaz ve eleştirilemez durumda olduğu gerçeği, İktidarın karşısındayız biz diyen darbe  savunuculara nası farkettirilir? 

Neden Roboski için yapılan karşı etkinlik gösteri ve protestolara karşı saldırılar gerçekleştirildi ? 

Hükümetten Roboski vak’asına dair  resmi bir özür gelmiş miydi?. 

Hava saldırısının talimatının  kimin verdiği hala bilinmiyor..Bilinecek mi ?


Roboski’deki acılar hâlâ taze.iken unutulmasına izin verilmesinin manasını anlamayanlar Obur Dünyalıların ekmeğine halis tereyağı sürerken, ne İŞİD’e karşı mücadele edenlerin konuştukları  gibi hareket etmeyip sağ gösterip sol kroşe atan boksörler olduğunu idrak ederler ne de mazlum insanlar için hak savunuculuğunun gerçek manasını. Olsa olsa  üzerlerine pek de taşkınlık yapmazlarsa saldırılmayacağından emin oldukları futbol biletleri ile ilgili protesto yapıyoruz diye   Kadıköy vb meydanlarda yer işgal edip halkı dumana boğarlar. .   




Haber ajansları olayı “Uludere massacre”Uludere Katliamı, “Roboski massacre” Roboski Katliamı, “Roboski Airstrike” Roboski Havasaldırısı  olarak taşırken  Batı Medyasının ajandası ne idi? Haberleri servis ederken  Reuters / Hindustan Times, "Turkey strike kills 35, Kurds decry "massacre”-Türkiye hava saldırısı ile 35 Kürt’ü katletti  , BBC "Türk Hava saldırısı Kürt köylüleri öldürdü",  Le Monde "Türk Hava Kuvvetleri Kürt köyünü bombaladı, 34 kişiyi öldürdü" şeklinde nakletmeleri  sadece ve sadece insan hakları savunuculuğuna mı dayalıdır? 

Yine Batı Medyası olay sonrası . The Wall Street Journal "Türk hava saldırısı Kürtleri Vurdu",  şeklinde haber Verdi .Olaydan 1 sene sonra  aynı Wall Street Journal gazetesi, Uludere'de meydana gelen  hava operasyonunun, ABD'nin verdiği istihbarat üzerine gerçekleştirildiğini bildirdi. Gazete haberi ABD Savunma Bakanlığı yetkililerine dayandırdı. ABD yapımı  insansız hava aracının yapılacak operasyonun istihbaratını kendilerinin verdiği fakat operasyon kararının  Türkler tarafından verildiğini yazdı. 

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone,  WSJ'in haberinde yer alan iddiaların gerçekliği sorulduğunda ise diplomasi görüşmelerinde alışık olmamadan dolayı hiç de şaşırmadığım şu dudak ısırtıcı cevabı vermişi röportajında  "bu konularla hiç mi hiç ilgilenmiyorum, sadece Türk Amerikan ticari ilişkilerinin gelişmesiyle iştigal ediyorum" demiş.  Sizce bunlar Uludere’ye dair üzerine düşünülmesi, sorgulanması ve bildiklerimizi anladıklarımızı yeniden değerlendirmemiz gerekli konular değil midir? 


Avrupa Parlamentosu Başkan, olayı "felaket" olarak tanımladıktan ve konunun AB raporlarında muhakkak surette yansıyacağını söyledikten sonra ne olmuştur? Bu da bir sorudur. Şu anda son  raporlar önümde ve tam da bu sorunun cevabını arıyorum dersem bu bir sır olmaktan çıkar .

Olaya ilişkin İnsansızHavaAraçlarından gelen gerçek zamanlı görüntülerin sırrı ise bir bilişim yazımızın konusu olsun diyerek sorular benden şimdilik bu kadar, sormuş olmak için değil cevapları bulmak adına 2015 ve sonrasında bu ve nevi hiç bir katliamın ve insanık dramının yaşanmaması  temennisi ile güzel  bir yıl diliyorum.


http://www.cigdemyorgancioglu.org/

H.Cigdem Yorgancioglu 

28.Aralık 2014  

  

Comments