Latest

Kaptanın Seyir Defteri

Articles

  /   858   /   27 December 2014, Saturday

 Print
Kaptanın Seyir Defteri

  

Kaptanın Seyir Defteri

 

uzun yol kaptanı o gün de notunu düştü.

"Mavi değil Masmavi bir gün doğacak.Bebek gibi masumiyet kokacak kıyı 

 

***

Küpeşteye oturup,dalgaların  girinti ve çıkıntılarını izlediler sonra suya bıraktılar kendilerini. Tekneden uzaklaştıklarını farkedince yeniden istikameti düzeltip kulaç atmaya başladılar, başlarını sudan her çıkardıklarında güneşten gözleri kamaşıyordu sonra yüzmeye devam edip  denizın tuzuna yumdular bakışlarını .Kıvılcımlar suyun içinde balıkların göğünde sanki şimşek çakar gibiydi. Birden dibe dalma arzusu belirdi. Fakat dipteki midyeleri çıkarmaya çalıştıklarında kesilen ellerinden kan fışkırdı .Yaralanıp berelenmişlerdi. Kırmızı maviye karıştı. Bordo  salıncaklı koltukta teknenin içinde bir yükselip bir alçalıyorlardı.

-“Midyeleri ayıklayıp kumunu temizledin mi?”

-“Evet şurada pamuk ve tendürdiyot var gel pansuman yapalım”

-“Ahh , çok yaktı” 

 

Az sonra ... Zerdeçal,kimyon,köri,nane,kekik hepsi burada. Beyaz bir bıçakla ince ince kıyılmış soğanlar, rendelenmiş domatesler, baharatlar,çam fıstıkları ve kuş üzümü hazırlanmıştı. Denizin dalgalarından etkilenmeyecek şekilde sabitlediği  derin tencereye göz kararı zeytinyağı koyup ocağı yaktı.

 

-“Midyenin yahnisi de mi olurmuş?”

-“Boşuna mı kanadı avuçlarımız o midyeleri çıkarırken.İçinde kum tanesi olanların inciye dönüşecekleri güne kadar bu kabuklu yumuşakçaları pişireceğiz. Sonra boynundaki incileri döküp midyenin kabuklarına nasıl resim yapılacağını öğretirsin bana.

Karışık çatal ve bıçakların çekmecesinden şıngırtılar çıkararak aradığına nihayet ulaştı, hafifçe suyun altında yıkayıp kuruladı. Tuz eklemek için ölçek olarak kullandığı bu kaşığı içi silme dolu şekilde tencereye yaklaştırırken bir yandan da ılık su ilave edip ocağın ateşini kuvvetlendirdi. Bir süre yüksek hararette  pişirme sonrası ocağın altı ve gökyüzünün gece lambası Ay  kısıldı. Denizin dalgaları durulmuştu. Sütliman denir ya hani öylesine sakindi liman, pişirme esnasında zorlanmalarını gerektirecek bir şey olmadı. Halvetin harareti yükselmişti.   Yedibinikiyüz saniyeyi saliselere bölüp her bir saliseyi  rakam ve harflere dönüştürüp işaret parmakları ile havaya sağdan sola siyakat  yazısı yazmışlardı. 

'Tarihin en büyük icadı nedir sence tekerlek mi elektrik mi yoksa şiddetli geçimsizlik mi ?

-Teknede şanzıman arızası ,limanda kıyıda kalacaksak kısa vadede sorun yok  ama düşüncesi akamete uğramaması gereken yola devam etmek için evvela  bunu gidermek için gereki olan icattır

-"Anladım"

-"Ne anladın?" 

-“Bugün ne icat edeğimizi “

-“Havaya parmağımla az önce yazdığım şey o idi.” 

-“Okudum  Biz de domuzların boynuna inci gerdanlık takmayız yazdın”

 

 

***

Hafif bir esinti, kağıttan geminin burnunu açıklara çevirmişti;   Güneşin alçalmaya başladığı vakit patlak gözlü izmariti ve dolaptaki balıkları çıkarıp deniz suyunda ayıkladı, büyük bir salata yaptı, güverteye masayı kurdu.

 

***

 

Kaptanın Seyir Defteri

-“Sahilde misin? Ama denizin sesi duyamıyorum.”

-“Hiç dalga yok da ondan... 

-“Peki ya martılar? 

-“Gemiden havalanmış iki küçük kuş var.Onlara bakmaya gittiler”

-" Sabah bahçelerindeki havuzun göbeğinde, mermer bir kaide üzerinde süslü bir çanak gibi duran küçük  fıskiyeden su içerken gördüm onları en son. Çok susamışlardı.kurşun gibi ağırlaştıkları ve uçamadıkları söyleniyordu kanatlanmışlar demek",

-"Bir kaç gün önce tepelerinde dönen bazı kuşlardan çekindiler.Birlikte maviliklere doğru gittiler bu sabah. Başlarına bir şey gelmesin sahile ne sıklıkla gelirler diye sormaya gitti martılar"

-“Başlarına tonlarca taş ineceğini mi sandılar bu tefekkür aleminin semalarında?” 

-“Allah korusun”

-“Ezan seslerini duyabilmek için uzaya, Ay’a  kadar gitmelerine gerek yok,Gölgelerin menbaanı bilirler”

 

***

Yıldızlar irileşip alçalmış, gözü de karanlığa bir hayli  alışmıştı. Bir zamanlar sahil dönüşü oturdukları bankı aydınlatan sokak lambasının hüzmeli ışığına doğru ağır adımlarla yürüdü 

***

kayığın içinde ayağa kalkmış el sallıyordu.Sahildeki iskelerine doğru yanaşıyordu. Küpeşteye oturup, onun aheste  kürek çekerek gelişini seyretti 

 

H.CigdemYorgancioglu

Kaptanın Seyir Defteri

Serçelerin Limanı 2014Aralık

 

  

Comments