PAPİRÜSTEKİ ORTADOĞU BANKNOTU

Articles

  /   710   /   25 December 2014, Thursday

 Print
PAPİRÜSTEKİ ORTADOĞU BANKNOTU

  

PAPİRÜSTEKİ ORTADOĞU BANKNOTU 

 

IŞİD'e karşı mücadele konusunda müteffik olduklarını sandıklarımız gerçek müttefikler midir ya da diğer yandan straejileri gereği bir örgütün terör listesine alınıp alınmaması konusuda farklı uygulamalar benimseyen ve müttefik olmadıkları hissi verenler aslında OburDünyalılarla ittifak içinde olabilirler mi ?  

 

Birleşik Arap Emirlikleri İçişleri Bakanlığı'nın, MK'yı  terör örgütleri listesine dahil etmesinin üzerinden sadece bir ay geçti. Ondan evvelde 2013 yılında sırası ile Mısır' ve  Suudi Arabistan "MK / İhvanü'l-Müslimin"/Müslüman Kardeşler'in terör listesine kattı. Diğer yandan  Büyük Birader  MK nın terör listesine alınması için yapılan başvuruları reddetti. Bu reddin arkasında elbetteki kendi stratejik gündemleri vardı. Şimdi bir önceki paragrafta ele alınan sualin cevabına  temas edelim. Eskiden 70 li yıllrda şu anda ismi değişmiş olan bir banka  reklam sloganı vardı ona atfen şunu diyelim " Yok Aslında Birbirimizden Farkımız, Biz hepimiz avam emperyalist küresel elitler yani  OburDünyalılarız"  El Kâide, IŞİD,Taliban, Nusra, Boko-Haram, ve son şekli ile Müslüman Kardeşler’in büyük bir kısmı. Hepsi benzer özellikler taşıyan  projelerin  kurbanları ve katilleri.idiler ya da katilleri oldular.  Ve hepsi de medya sayesinde, bölgede  kararlı duruşunu istikrarlı şekilde muhafaza eden  "3 Ülke ve tek isim" ile karıştırılmakta ve aynı kefeye konmakta. İşte onlar     Suriye İran  Rusya ve Hizbullah

 

13-15 Mart 2015’te Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde düzenlenecek  “Mısır, Gelecektir” sloganıyla duyurulacak olan, Yatırım Bakanı Eşref Selman’ın açıklamalarına bakıldığında  Mısır hükümetinin belirlediği kalkınma ve gelişme planının bir parçası olan aynı zamaanda IMF ile yeni bir yol haritası çizilirken ,yabancı yatırımın da ülkeye cezbedilmesini hedefleyen “Mısır Ekonomi Zirvesi” nin Suudi yönetimin girişimleri ile gerçekleşecek olmasının YeniDünyaDüzeni de dahil olmak üzere makro düzeyde OrtaDoğu  hatta  ''BüyükDoğu''  Politikalarına  IŞİD'in bölgelerine sirayet etmesinden ödleri kopan Körfez Monarşileri eli ile bir kez daha nasıl şekil verilmek istendiğine bir bakalım.  

 

Mübarek rejiminin devrilmesinin akabinde  5.ve ilk sivil Cumhurbaşkanı olan Mısır lideri Müslüman Kardeş Muhammed Mursi’nin de  2013’ yılının Temmuz ayında  askeri darbeyle  alaşağı edilip  görevden alınması devresinde  esasta merceği yakınaştırıp süreci iyi izlersek  her tür atama ve iktisadi kararlara yapılan müdahalelerin ardışık darbe teşebbüsleri olduğunu görebilmemiz mümkün. 

 

Finans piyasası genel endekslerinde ortalamaya vurduğumuzda 2014 te de patlama yapan OburDünyalı Körfez (monarşileri) ülkeleri; Büyüme, Milli Gelir,Bütçe Açığı,Yoksulluk sınırı,Kamu Borçları,İşsizlik gibi neresinden baksanız rayından olumsuzluk arzeden ekonomideki ciddi krizden muzdarip  ve belini doğrultmak için uluslararası tahvil piyasalarına 1.2 milyar Euro değerinde hazine bonosu arzederek  yatırımcıların güvenini telkine çalışan, bu arada Uluslararası Para Fonu IMF’den de medet uman, şaibeli seçimle başa geçen Cumhurbaşkanı ,Mareşal Abdülfettah Said Hüseyin Halil el Sisi’‘nin kalkınma ve ekonomik istikrardan uzak, makro ihtiyati önlemlerden örülü  sırf bütçe açığını yamamak  için enerji yardımlarının  kesilmesi ve vergilerin artırılması  gibi  tartışmallı kısır politikalarını  güden Mısır’a,  gerek siyasi gerekse finansal anlamda destek  vermektedirler.  Son zamanlarda Mısır, kendi ülkesine  para akıtan bu monarşiler içinde en büyük finansal sponsorları  Kuveyt ile ticari ve sanayi alanında işbirliği anlaşması imzalanmasına dair  hazırlıklar içinde. Bu anlamda fok balığı gibi sıçrayıp monarkın  topuna atlayan Mısır etrafına biraz bakınsa meşin top hayalinde canlanacak, 2022 Dünya Kupası kendi ülkelerinde tertip edilsin diye FİFA yöneticilerine dahi rüşvet  veren Katar’ın bunu karagözlü Mısırlılara “Walk Like an Eqyptian “ şeklinde yürümeleri için vermediğini hesaplayabilir ve “Papirüsteki OrtaDoğu Banknotu”nu görebilir. 

 

Hidrokarbon yatakları, doğalgaz rezervleri  ile dolu Doğu Akdeniz havzasında  enerji sondajı, üretimi ve pazarlanması konularında işbirliğine dair hususların  ele alındığı  Kahire konferansında  (Güney Kıbrıs/ Yunanistan/-Mısır)  ittifakı , İsrail ve Ürdün’le beraber kolkola girip bölgesel müttefiklik  ilişkisi dahilinde bölgenin enerji potansiyelini kavgasız gürültüsüz çatışmasız üretime ve kazanca dönüştürme fırsatını yakalamayı amaçlarken, siyasi sebeplerden mütevellit  burnunun dibindeki Arap ülkelerinden kömür ve petrol alamayan, mevcut  enerji kaynaklarını çetin şartlarda  ve bir hayli pahalıya temin/mal  eden  İsrail (Telaviv) enerji kaynaklarını çeşitlendirmek  gayesi ile bir tarafta (Moskova, Roma ve Ankara) Mavi Akım Projesinin ortaklarına göz kırparken diğer  tarafta (Güney Kıbrıs/ Yunanistan/-Mısı)r ittifakına  Ürdün’le  birlikte yeşil ışık yakıp üçlüyle  kolkola grime konusunda  evet anlamında başını  sallamaktadır. 

 

Güney Kıbrıs bir yanda (Rum-Yunan-İsrail) üçlüsünde stratejik işbirliği ekseninini genişletme hesapları yaparken elbette Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini manipüle etmeyi amaçladığını hatta Kahire konferasında dillendirdiği gibi Türkiye’nin Kıbrıs açıklarındaki sondaj,arama faaliyetlerini durdurması meselesinde de arkasına güç almaya çalıştığını da farkında olmalıyız  Güney Kıbrıs bu mevcut üçlünün yanısıra Cezayir’e yaptığı ziyarette Mısırlı mevkidaşının da bulunmasından faydalanarak (Rum, Mısır ve Cezayir)  Dışişleri bakanları ile istişarelerde bulunan Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis  “Atina ve Lefkoşa’nın Kahire ile işbirliğinin bir “fait accompli”/‘oldubitti” den ibaret olup Türkiye için kabul edilemez olması nedeni ile Ankara'nın  rahatsızlığında tepkilerini hem diplomatik yoldan hem de alenen medyaya yaymasına”  dair bilgiyi/iddiayı kendi medya yayın kuruluşlarına dolayısı ile de dünya medyasına nakletti  Yunanistan tabi kendisinden beklendiği şekilde bu süreçte kerelerce ısıttığı “Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi” meselesini de nihale gibi müzakere sofrasına getirdi. 

 

 

IŞİD, Suriye Libya ,güvenlik-terör,enerji, konularının konuşulduğu konferansta terörle mücadeleyi de kapsayan  'Kahire Deklarasyonu’ üçlü işbirliği anlaşmasının altına imza koyan, birbirlerri ie olan deniz sınırının belirlenmesi için müzakerelerin yeniden başlatılması hususunda antant kalan üç ülke (Güney Kıbrıs/ Yunanistan/-Mısır), . Irak henüz üçe bölünmemişken ,  OrtaDoğu ve Doğu Akdeniz’de bakalım nası bir rotada ilerleyecekler ,hangi ülkeler kendi iç meselerine nasıl müdahele ettirecekler,kimler mezkur projeler sayesinde kaynalarını OburDünyalılara nasıl kullandıracak, güçlenme stratejileri OrtaDoğu'da başka ne kanlar dökülmesine sebep teşkil edecek mahiyetteler,bu menfi gidişata nasıl mani olunacak ve Oyun Teorisi nedir. Mart 2015 Konferansına dek çeşitli makalelerde yeniden ele alınacak olduğundan şimdilik piramitin tepe noktasından taban alanina çekilelim. 

 

Bugün Hristiyan camiası Noel'i kutlamakta, iyi bir yıl dilemeli bu vesile ile .

O halde meseleleri hakikatli adil şekilde değerlendirmek için  istikrarlı barış , kararlı direniş, sıhhatli vicdanlı bakış dolu br yıl dileği ile 

 

 

H.Çiğdem Yorgancıoğlu 

http://www.cigdemyorgancioglu.org/

 

  

Comments