MELEK YÜZLÜ MAVİ DÜNYA’DA ŞEYTAN TIRNAKLI PARADIGMA “ VARSAYIM” CİGDEM YORGANCIOGLU

Articles

  /   134   /   22 September 2019, Sunday

 Print
Yayımlanmıa tarihi 2011 Cigdem Yorgancioglu -

  

MELEK YÜZLÜ MAVİ DÜNYA’DA ŞEYTAN TIRNAKLI PARADIGMA “ VARSAYIM”

 

Eylül’ü yedim, Eylül’ün yedisi sekizine iki saat önce bağlandı. Pençelerimi içeri çektim, dişimden tırnağımdan arttırdım zamanı söz söylensin diye bugüne. Çiğdem miyim sarı sarı yoksa Mayıs’ta açan bir bahar bitkisi miyim “Katır Tırnağı” gibi.

 

“Aslında olan tırnağına getirir” der bir atasözü. Özü sözü bir olanın haksızı ayağına getirmesi, bir diğer deyiş ile eninde sonunda haklının haklı olduğunun meydana çıkması manasında güzel bir Atasözü. Güzel olmasına güzel de o “zaman” nasıl bir göreceliktir. Ne kadardır o enin ve sonun ölçüsü? Kaç ömür lazımdır, kaç ömür törpülenmesi gerekir haklı olanın haklılığının anlaşılması için. Tırnak törpüsü ile ömür törpüsü arasında hayat memat meselesidir bazen olan biten.

 

Akşam ışıkları yansıyor ve saçlar Arap saçı gibi karışmış. Saç sefadan tırnak cefadan uzar derlermiş. Elimde tırnak makası serçe parmağımın kırık tırnağı ile uğraşmak da vardı aslında ama tırnak bakımının yeri ve zamanı değil. Başparmağımın tırnağı ile törpülerim ben serçe Parmağımın tırnağını. Ne de olsa tırnak da “Kurşun Döker” gibi gündüz işi bir operasyondur hakta ve batılda.

Bir paradigma prizmasında “Sen benim tırnağım olamazsın” diyerek böbürlenen, olup biteni görmezden gelmek ile olanı olduğu gibi kabul etmekten başka hiçbir seçenek olmadığını sananların tırnağının etrafında çıkan dolamanın ters yansımasıyım.

 

 

Tepeden tırnağa erk peşinde koşan dünyanın “Füze kalkanı” “Arap Baharı” “Büyük Orta Doğu Projesi” “Men dekka dukka” gibi tırnak içine alınmış sözlerin ve olayların akışında, karıştığını sananların yanılgısıyım.

 

Rüzgâr ekenlerin fırtına biçmeye hazır yeni ikonlar ararken kök nedene inilmemiş her sorunun üzerindeki detayla kitle manipülasyonuna uygun şekilde söyleşen, İlkel insanların kolektif düşünce yapısını aşağılayan ve aslında bireyci bencilliğindeki yamyamlığını görmeyen zamânenin algısıyım.

Gece mavisi ile sabah arasıyım. Sıkıntıdan tırnaklarını yiyen yaşlı çocuk Dünya’nın tarihine bakınca başına gelmiş her büyük felaketlerin anası değil ama yasıyım. Henüz okunmadığı için dağıtılamamış irmik helvasıyım. Büyüyememiş bebek balıkların yumurtasıyım, hiç doğamamış bebeklerin masumiyetindeki beyaz sayfasıyım. Ne bir kamera şakasıyım, ne de bir basın açıklamasıyım. Söylenecek olanın söylendiği satır arasıyım. Sustuklarımın henüz iç konuşmasıyım.

 

Geliştirilmesi engellenmişliğin zayıf bıraktığı kemiklerin kasıyım. İşlenmemiş suçların sebepsiz cezalısıyım diyenlerin söz yongasıyım. Ağlayan insanlığın ağlayan duvarlarındaki ablukasıyım. Ulusumla birlikte Uluslar arasıyım. Ne yaz- boz ne de yap- boz tahtasıyım.

 

Dünya’nın sırtı mı kaşınıyor da doktrin budalası insan tırnaklarını geçiriyor çaresiz sözlerin etine. Sorarım nereden çıkar “Hiç kuşkusuz” diye başlayan toplumsal uzlaşının sözde görüntüsü her cümledeki aykırılığı “rap rap” savaş seslerinin çözeceği gibi bir cüretsiz varsayım.

 

Varsayım. Ah o “varsayım”. Bünyemizi düşüren, bağışıklık sistemimizi çökerten, Düşünmenin temellendirilmesinden ziyâde kalıplaştırarak insanı yakın mesafeden ve arkadan vuran, tırnakları ile aklımızı tırmalayan o bulaşıcı hastalık. Dünyanın büyüyen sorunlarının deliğine yama, deliliğine huni yapılmaya çalışılan, tırnağını göstermiş o çaresizlik. Önyargının ve peşin hükümlerin akrabası hatta atasıdır varsayım.

 

Başkasından bekleme yapsın diye, otur düşün ve tırnağın var ise başını kaşı diyen günün önyargısız yargısıyım. Hiçbir ülkenin vatandaşlarının katledilmesini haklı çıkaracak bir neden ya da tırnak cilası bir bahane olmadığı gibi Uluslararası Hukuk’un gerekliliklerinin ne olduğunu, haklılık-haksızlık boyutunda ne ile örtüştüğünün de bir araştırma konusu olduğunu hatırlamak, anlamak adına ben ile biz arasında kalarak akıl tutulması yaşayan tırnak davasıyım.

 

Tırnakta kir birikmiş, tırnak ete batmış. Dünya et , İnsanlık tırnak gibi bazen. Şimdi ayırın bakalım onları birbirinden görelim kimin canı acıyacak. Hiç olur mu öyle şey diyenlerin Dünya’nın ve Dünya üzerindeki yerin dibine girmiş insanlığın, tırnakları sökülürcesine çektiği ızdıraba ve de onun en temel sorumlularından biri olan varsayımların peşin ve vadeli hükümlerine göz yummadan, katır tırnakları açsın insanlığın HAKLILIKTA İNAT eden pastoral Mayıs bahçesinde.

 

Hicran Cigdem Zorgancioglu

Eylül 2011

  

Comments