Maymunlar Cehennemi Iustitia omnibus ! Herkes İçin Adalet!/YORGANCIOGLU

Articles

  /   1631   /   07 September 2014, Sunday

 Print
Maymunlar Cehennemi Iustitia omnibus ! Herkes İçin Adalet!

  Herkes İçin Adalet
2013-03-06

Maymunlar Cehennemi  Iustitia omnibus ! Herkes İçin Adalet!

Hüküm: Dünyadaki mevcut “Akıl tutukluluğu”nun devamına karar verildi.

Muza ulaşmaya çalışmak için muhakeme, suyu buharda, buzla yargılamak; kaziye- i muhkemeye ulaşmak için ise mahkeme gerekiyor. Goriller, orangutanlar, şebekler, şempanzeler, gibonlar herkes yerini aldı. Yüce Mahkeme kuruldu. Maymun gözünü açtı. Harita açıldı. Diz üstü çökertildi yeryüzünde “Adalet”. Mahkemede hazır bulunan tüm primatlar, maymunlar Ahsen-i takvimi, Esfeli safilin formunda izliyor. Maymun iştahlı maymunlar seyirlik olsun diye oynamıyor kelâmda. Devir hesap verme devri. Şimdi soru şu; Acaba ‘Adalet’ hardal tanesi ile mi hardal gazı ile mi tartılacak bu mavi evrende? Kefelerinde ne olacak terazinin? Simsiyah uzayda tartılsa bu ağırlık ne kadar gelir? İnsanlığın tükendiği malum peki bunun akabinde köhne Dünya’yı da bitirdik mi? Azametli uzayla zahmetli işimiz ne ola? Ey kendini kâinatın sarrafı sanan beşer, bu çırası yanmış hazinesi tükenmekte olan, Dünya’nın mum alevi ile titreyen, volkan gibi patlayan ateşli işlerine şeytandan gayrı kim bakacak? Evrensel yasaları yargılayan budala, teslis maymunlarını kuvvette ayırıp, kim yürütecek?

Sinematografik açıdan karanlığı yırtan bir ışık tutuluyor gözümüze, Küre-i Arz'da Dünya’nın kaç bucak olduğunu görme halidir.  Vakt-i şerifler hayrola, travmatik iklimlerde zifiri karanlık bir hüznün suratı mahkeme duvarı gibi. Hüzün bir şahsiyet mi?  O da kim ola? O da mübârek ola. Yeryüzünde izletilecek olan film geri sarılmaktadır ve arada bir durdurulduğunda bir takım sesler “Derhal kanuni gereğine başvurulacaktır”, demektedirler.

Göğün katlarından küresel iniş modülüyle süzülen, kış uykusundan henüz uyanmış uzaylı astronotlar nihayet yeryüzüne inerler ve Allah zihin açıklığı versin, iner inmez bilmediği bir dilde bir yazıyı okumaya çalışırlar.  Yerde buruşturulmuş bir kağıt parçası vardır, bir yüzünde büyük harfler ile  “El-adl esasu’l-mülk”  diğer yüzünde ise “Iustitia omnibus!”,  “Herkes İçin Adalet!”, yazmaktadır. Maymunlar Cehennemi bilim kurgu filminin açılış sekansı içinde olmalıyım, diye düşünür anlatıcı. Sonra astronotlardan biri maymunlardan birisi ile birlikte çamura yazı yazarak kendisine yaklaşmakta olan ilk Dünyalı ile iletişim kurmaya çalışır.  İlk soru, “Dünyalı”dan gelir. Nasıl oluyor da hem Uzaylı hem de aynı zamanda Astronot oluyorsunuz?”, hem Kozmonotta değilsiniz. Astronot cevap verir, ”Bu ismi vermek sizin seçiminiz bizim değil. Siz bize Yerküre üzerinde ‘Adalet’e dair şu meşakkatli iki yüzü açıklayın, üzerimize tazyikli su sıkmadan, biz de cevap verelim” derler ve bu arada, “bunu anlatabilmeniz için yüksek güvenlikli kozmik odanız nerede?”, diye sorularını eklerler. O an her iki tarafta birbirlerini maymun olarak görmektedir.

İktizây-ı hâl nedeni ile belli ki, “Adalet” küçükten büyüğe, küçüklü büyüklü masaya yatırılacaktır. Nedir sahi “Adalet” Dünyamızda? Bir film konur izletilmek üzere.  Filmin girişinde “Adalet nedir?”, yazmaktadır ve bir çocuk görüntüsü ile açılır ilk sekans. Filmde bundan sonrası anlatım görüntüler üzerinden değil, anlatıcı üzerinden nakledilmektedir okuyucuya.

 Adalet; Küçük çocukları suça sürükleyen unsur ve kahramanları görmezden gelip çocuğu orantısız yaptırımlarla ceza infaz kurumlarında cezalandırmaktır. Pedofilidir. Bedensel, zihinsel gelişmesi tehlikede olup da manen terk edilmiş çocukların anne baba elinde zulüm görmesine müsaade etmektir. Çocuk ve/veya aile içi cinsel istismardır, şiddettir. Tacizlerde çocuk rızası aramak, engizisyonda tecavüze uğrayan çocuğun kendi rızası olduğuna hükmetmektir. Talihsiz, tuhaf araştırma-soruşturma önergeleridir.

Adalet, masumiyet karinesini her durum ve şartta hiçe saymaktır. İç savaşlar sırasında kadınlara tecavüzün önünü açacak şekilde mendebur milis karşıtların arzularını tatmin etmek için fetva vermektir. Kadının kendi bedeni üzerindeki hakkını savunurken, durumsallığı göz ardı ederek yaşam hakkını hiçe saymasıdır. Yeni bir safhaya evirilmiş gözüken çözülmemiş eski sorunlardır. Emekçilerin ve alın terinin karşısında durmaktır.

Yeni Dünya Düzeninde Obur Dünyalıların ifadesini alıp tutuksuz yargıladık zira onlar fikriyatında tutsaklar, sözü altüst etmek yetmez bu yangın yerinde Ala sen söyle, nedir bu Adaletin aslı astarı bu Dünyada?

Adalet düşünce ve ifade özgürlüğünün önünde adeta bir turnike gibi duran kimin kim ile müttefik kim ile muhalif olduğunu görmezden gelmek, elini kana bulamış sözde diplomatik başarılara seyirci kalmaktır. Ülkeleri kendine ait olmayan coğrafyalardaki başta rejimlerini ve sınırlarını değiştirmek gibi belirleyici olma emellerini sağlamak için istikrarsızlaştırma ile başlayan dayatmacı tutumlarının ve bir diğer yanda diktatör devirmenin kan dökmeye eşit olmasıdır. Görevden alınması gerekenlerin görev başında tutulmasıdır. Tetikçilik, bozgunculuk, gasp, Dünyanın çeşitli yerlerinde hem karadan hem havadan saldırı yolu ile düzenlenen askeri operasyondur, memleketlerin idarelerine müdahaledir

Adalet, adalet-i izafiyeden bihaber olmaktır. Bağımsız mahkeme ve tarafsız yargıcın mumla aranmasıdır. Yasama, Yürütme Yargı’da, Kanun koymada, ihtilafların çözülmesinde, cezalandırmada, yürütmede hakkaniyetten yana uygulamaların tatbikine önemli derecede sınırlama getirmektir.  Manyetik alan yalan dolan çizgisi üzerinde Maymunlar Gezegeni’nde gözlerine mil çekilmiş sağır dilsiz üç maymunu oynamaktır. Wernicke-Korsakoff sendromunda hafıza defekti yaşayan ve Stockholm sendromunda güce tapanların sayesinde dünyanın canına okuyan, sebepsiz zenginleşen iktidarların, illetli mahlûkat Obur Dünyalıların saltanat sürmesi halidir. Hakiki Suçların cezalandırılmaması nedeni ile mağdurun adalet duygusunun mutmain olmaktan uzak bırakılması halidir. Batılı hoş görme ile hakkı hor görme arasındaki dengesiz, mizanı bozuk, şâkülü kaymış terazidir. Ahval ve objektif şartları dışarıda bırakarak neticeye varmaktır. Suçlu tutukluları serbest bırakıp suçsuzları kodese tıkmaktır

Adalet, bireylerin, kurumların,  siyasi aktörlerin menfaatlerinin altında bir yerdir. Eklektik ve bütüncül olanın kavram çorbası ve laf salatası ile karıştırılmasıdır. Hak arama hürriyetinizin kısıtlanmasıdır. Yargılamada hiyerarşidir. Savunmayı susturmaktır. Görevi ihmal eden avukatların neden oldukları hak kayıplarıdır. Süresi içinde temyiz yoluna başvurulmayan davalar için başını taşlara vuran haklı davacılardır. Tarafsızlığını bir yana bırakıp taraflardan birine, hâkimin kendi menfaati her ne olursa olsun iltimas geçmek sureti ile vazifesini suiistimal etmesidir. Edinilmiş mukayese bozukluğu sendromu gösteren hâkimin taraflardan nispeten himayeye daha lâyık olanın kim olduğunu şaşırmasıdır. Duruşma sırasında uyuyan, lakin görüntüleri sosyal paylaşım sitelerine düşünce gözlerini kapatarak savunma avukatının konuşmasını dinlediğini savunarak uyuduğunu inkâr eden, öncelikle kendine hâkim olmaktan ırak hâkimdir. Yüce makamı aşağılamaktır. Zan altında bırakılanı manevi olarak yıpratmaktır. Hak kayıplarına sebep olacak şekilde hilâf-ı vâki beyanla şahitlik etmektir.

 

Adalet, tasavvurdan silinmesi gereken gerçeği çarpıtan janjanlı sözler, teori ile pratiğin çatışmasıdır. İntizam ve kaidelerdeki karışıklıktır. Davranışlarında yüksek bir kontrol kaybı olan ve suizannı ile hareket edenlerin oyuncağıdır. Cezanın önleyicilik vasfının yitmesi halidir. Sırf tedbir olsun diye şüpheli insanları uzun süre tutuklu halde bulundurmaktır.

Adalet Sübjektiftir. Rabbena hep bana, hep bana “banana” (muz)  ya da “bana ne” demektir Maymunların gezegeninde. Hak ve hukukun üzerine beton dökmektir.

Adalet, Enternasyonal ajansların son dakika manşetlerine düşen her haberin gerçek olduğunu iddia etmektir. Kendini mütefekkir olarak ortaya koyan şarlatanların fikirlerini empoze etmeye çalışırken işkenceyi temize çıkarma gayretidir.  Hakikati görmesine rağmen bildiğini okumak, maval okumak, masal okumak, dezenformasyona istinaden hükümlere varmak, meydan okumaktan, endüstriyelleşip tekelleşen taraflı medyayı okuyamamaktır. Ölçüsüzce istismara açık kriterler ile ölçüp biçmektir. İzafiliğin ve durumsallığın ötesinde edep ve hayâdan yoksun ahlak anlayışı ile insanların mahremiyetlerini araştırmaktır. Puantiyeli yalanlar, asimetrik bilgilerle hakikatten en uzak olana yapılan nokta atışıdır. Kimin onayına ve eleştirisine ne ölçüde ihtiyaç duyacağını belirleyip, sınırlamış aklı da menfaatler ölçüsünde olabildiğince dışarıda bırakmış patolojik bir fenomendir.

Adalet, ekseriyetin dilinde pelesenk olmuş basmakalıp bir sözdür. Siyasi çözümü değil, cebir ve hile ile savaşı istemektir. Adalet insanları olabildiğince aç ve cahil bırakarak veyahut hamuduyla götürürken ucunda koklattığı nimetlerle açgözlü iştahlarını kabarttığı insanları manipüle etmektir. Haksızlıklara karşı  tepkisiz kalmanın ve eylemsizliğin de diğer adıdır Adalet. Adalet önyargıdır. Şartlanmadır

Adalet, kat’i ve tam olarak ispat zarureti olan meseleleri geçiştirmeyi İktiza eder ve ceza sorumluluğunu azaltan bir akıl sıhhati bozukluğunun ta kendisidir. Demir parmaklık arkasında ileri demokrasi fetişizmidir. Sosyal medya aktivistlerinin oyuncağıdır. Yasak savunuculuğudur, keyfi uygulamalardır, despotizmdir. Sûret-i hak’tan gözükmektir. Yasaklanması gerekenleri de yasaklamadan, cemiyet hayatında olumsuzlukları, haksızlıkları normalleştirmek ya da normalleşmesine sebebiyet vermektir. Haksızlıkları kanıksamaktır.

Adalet, kaybolan insan medeniyetinden söz edenlerin neden sonuç ilişkileri içerisinde, savunma ve saldırıyı birbirine, gecikmesinde sakınca bulunan halleri şeytanın acele işlerine karıştırmasıdır. Evvela toplumun hafızasında oluşan her türlü hakikat duygusunu silip sonra yeni ve taraflı bir tarih yazmaktır. Kimi memleketleri sözde korumak için, insanlığın içine mezhep savaşlarını itelemektir. Devletin içinden matruşka bebekler gibi devlet örgütlenmeleri çıkarmaktır. Vicdansızlara müteşekkir olanların arasında kimin vicdanına sığınacağını şaşırmaktır. Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığı söylenen hakların, sıra size geldiğinde uygulanmamasıdır.

Hareket ve netice arasında nedensellik bağından uzak olan suçlara, psikosomatik şüphecilikle suçlu aramak ve vesileyi sebep göstermektir. Zulme meyletmektir, hezeyanda yaşamaktır, kan ve kafatası ile beslenmektir.  Kamuoyunun zulmü sessizlikle karşılamasıdır. Hak ve yetkilerin beraber ya da solo şeklinde kötüye kullanılmasını hak görmektir. Memleketlerin namusuna toprağına petrolüne kaynaklarına göz dikmek ve ekmediğini hunharca biçmektir.

 

Adalet, tabiat, doğal yaşam ve biyo-çeşitlilik adına doğaya aykırı doğayı yok edip genetiğini bozarken, detoks ve harikulâde organik gıda peşinde koşma mücadelesidir.  Dünyayı aç bırakıp, obeziteden çatladıktan sonra perhize girmektir.

Adalet, diplomasi geleneği nedir bilmeyenlerin, bilenleri ve dik duranları görgüsüzlükle ve çağ dışı olmakla suçlaması ve kara propagandaya malzeme etmesidir. Hürriyeti bağlayıcı cezayı ve mahkûmiyeti hak etmeyene vermektir.  Resmî siyasetin yasama, yürütme ve yargıyı ele geçirmesidir. Yargı vazifesini yapanları, bilirkişileri, şahitleri etkilemeye çalışmaktır. Kanun önünde eşitlik ilkesi kartını oynarken eşitlik sözünde tartı olmamasıdır. Belli zümre veya sınıfa olabildiğince imtiyaz tanınmasıdır. Delillerin gelişigüzel, zamanı göz ardı ederek ve usulü hiçe sayarak uygunsuzca toplanması veyahut karartılmasıdır.

Adalet; İhtiyati haciz sürecinin, sizin haklı olduğunuz durumlarda dahi ihtiyatlı bir şekilde aleyhinize neticelenecek şekilde yürütülmesidir, ihtiyati tedbir de tedbirsizliktir.   İcra ve İflasın iflas etmesidir.   Sulh, Asliyenin sulhtan uzak durumlara da maruz kalabilmesidir. Evrakınızın akıbetini merak ederken dosyanızın kaybolmasıdır.     

Adalet; Mazlumların suskunlukta kalıp, zalimlerin böğürüp bağırdıkları bir yerdir. Kula kulluk etmeyi önermek, bu teklife istinaden kulluğa tabi olanın canının yanmamasıdır. Şovenliğe, ırkçılığa, ayrımcılığa, asimilasyona, baskıya, tacize, dayatmalara ve zulme maruz kalmış mağduru daha da mağdur etmeye ilişkin gösterilen gayretlerin tümüdür. Can, ırz, namus ve mal emniyetinin muğlâkta bulunma durumudur. Kamu vicdanının adalete yönelik inancının derinden sarsılması için gereken ne varsa yapmaktır. Her olayın kendine özgü şartlarını göz ardı etmektir, ihtilâfları çözümsüz bırakmaktır. Avaz avaz bağıran bir dayatmacılıktır. Haksız infazdır. Hak ve hürriyetlere tecavüzün yasalar ve yargı ile garanti altına alınmasıdır. Mazlumlar üzerinde şiddet ve istismardır, hakaret, açık arama, aşağılama, sayıklama, saçmalamanın normal sayılmasıdır. Kimi liderlerin iki dudağı arasından çıkacak sözlerdir. Hayata mal olan tüm ihmaller ve yaşama hakkını hiçe sayan tüm düzenlemelerdir. Bütüncül değil parçadan hareket ederek bakarak bir bütüne dair karar vermektir. Bölüp, parçalayıp, yönetmektir. Küfür etmektir. Küresel kartelleri memnun etmektir. Siyasi ve ekonomik çıkarları insan onuru ve sağlığı üzerinde tutmaktır. İhalelerde usulsüzlüktür. Egemen sınıf ve resmi ideoloji önünde “Hak İhlalleri” karşısındaki derin suskunluktur. Şirketleşen üniversiteler, hastanelerdir.

Adalet; hakkın ve hakkaniyetin gözetilmediği, kişilerin şahsi istek, tutku, açgözlülük ve menfaatlerinin hakkaniyetin önüne geçmesi, güçsüzleri olabildiğince ezmek, mazlum halkların üzerinde tepişmek, gaddarlık ve insafsızlıkla savaş lobisinin sözcülerini ve çığırtkanlarını alkışlamak ve üzerinden de nemalanmaktır. Mazlumların canını yakabilecek kudrette ve kanını akıtacak bıçağa sahip bir şeydir. Güçlülerin ve iktidar sahiplerinin yanında olmaktır. Beraat beklenirken müebbettir, müebbet beklerken beraattır.

Bir de derler ki Dünya üzeride “Adalet” yok... Kim demiş? Her yerde var. Görünen odur ki; Böyle bir adaletin tesisi ve tecellisi ne kadar gecikirse insanlık için o kadar hayırlıdır. İçiniz rahat olsun. Neyse ki, Dünya böyle Adaletsiz bir yer değil . Küre-i Arz'da Dünya’nın kaç bucak olduğunu değil ama kaçacak bucak olmadığını fark edenlerin adaletin olmadığı her yerde bir şebeklik olduğunu görmeleri temennisi ile seyir denetimlerinin tamamlanmasının akabinde, tek celsede atmosferin dışına çıkarak uzaklaşır astronot mürettebatı ve maymunları. Havada muz kokusu vardır.

 

Beşer kendi ile baş başa kalmıştır. Peki, ilk geldiklerinde soruma cevap vereceklerini söylemişlerdi ilk başta ne oldu der. Cevap sorunun içindedir ve yerçekimli ya da yerçekimsiz ortamda Adalet kazası olduğunda, muzu yerken dişini kırıp, kabuğuna da basıp düşen insanlığı kurtarmak üzere bir tahliye sistemi yoktur. Düşeceksek hep birlikte düşeceğiz “Iustitia omni muz!” Herkes İçin Muz değil, Iustitia omnibus! HERKES İÇİN ADALET! İhtiyacımız olan budur.

  

Comments