PROF.DR.İLBER ORTAYLI, RUS EKİM DEVRİMİ SÖYLEŞİSİNDE BAKÜ ENERJİ KAYNAKLARINI İŞARET ETTİ

Articles

  /   252   /   15 November 2017, Wednesday

 Print
PROF.DR.İLBER ORTAYLI, RUS EKİM DEVRİMİ SÖYLEŞİSİNDE BAKÜ ENERJİ KAYNAKLARINI İŞARET ETTİ Çiğdem Yorgancioglu15 Kasım 2017 Prof Dr. İlber Ortaylı, Bolşeviklerin, Çar ve ailesinin yaşadığı Kışlık Sarayı basmak suretiyle idareyi ele geçirmesiyle nihayete eren bir başka deyişle Çarlık Rusyası’nda Jülyen takvimine göre 24 Ekim 1917’de[i], Petrograd’taki Kışlık Saray’ın Vladimir İlic Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve 1991’e kadar mevcudiyetini muhafaza edecek Sovyetler Birliği’nin-Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği (SSCB) kurulmasına yol açan olaylar dizisini kapsayan, Marksist terminolojiye göre İşçi sınıfının Ekim Devrimi zaferi olarak tabir ettiği Ekim Devrimi ve bununla birlikte Rusya’nın Bolşevizm'le yeniden dirilişini konu alan iki bölümlük anlatımının ilkini gerçekleştirdi 11 Kasım tarihinde .

  

PROF.DR.İLBER ORTAYLI, RUS EKİM DEVRİMİ SÖYLEŞİSİNDE  BAKÜ ENERJİ KAYNAKLARINI İŞARET ETTİ

Çiğdem Yorgancioglu Kasım 2017

Prof Dr. İlber Ortaylı, Bolşeviklerin, Çar ve ailesinin yaşadığı Kışlık Sarayı basmak suretiyle idareyi ele geçirmesiyle nihayete eren bir başka deyişle Çarlık Rusyası’nda Jülyen takvimine göre 24 Ekim 1917’de[i], Petrograd’taki Kışlık Saray’ın Vladimir İlic Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve 1991’e kadar mevcudiyetini muhafaza edecek Sovyetler Birliği’nin-Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği  (SSCB)  kurulmasına yol açan olaylar dizisini kapsayan, Marksist terminolojiye göre İşçi sınıfının Ekim Devrimi zaferi olarak tabir ettiği  Ekim Devrimi ve bununla birlikte  Rusya’nın Bolşevizm'le yeniden dirilişini konu alan  iki bölümlük anlatımının ilkini gerçekleştirdi 11 Kasım tarihinde .

 

Image may contain 2 people people standing closeup and indoor

 

Evvela  devrim esnasındaki  Rusya ve Dünya coğrafyasındaki siyasi konjonktürü  çizerek, Birinci Dünya Savaşı’nın yokluk ve sefalet koşullarında “ekmek, barış, özgürlük” sloganıyla ayaklanan Bolşeviklerin başarısıyla , emperyalizm, milli kurtuluş savaşları ve devrimler çağının da fitilini nasıl ateşlemiş olduğunu anlayabilmek için gerekli olan sloganların Rus halkı için ne ifade ettiğine  de değinen Ortaylı   “Superstition” kelimesinin Fransızca telafuzuyla  (batıla dayalı) bir yaşam anlayışı ve pratiğine sahip Rus Köylüsüne, cahil bir Gürcü olarak nitelediği Stalin’e   e kimi zaman dangalak, kimi zaman da ahmak olarak niteledği Çar’a (Çar II. Nikola) dair  pek çok bilgiyi kendine özgü ve özgün  bir  seviye anlayışı ile benim de içinde bulunduğum bir dinleyici kitlesine kısa adı TESAK olan Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi’nde 120 kişilik bir konferans salonunda yaklaşık 150 kişiye  aktardı.  Bu makale; bu söyleşinin tarihi arka planından ki buna 1853 ‘lerdeki Kırım Savaşı’na atıflardan,1878 Berlin Kongresi, Rusya’nın Balkan Slavlarını kurtarma çabalarına kadar geniş bir yelpazenin kısa aktarımı da  da dahildir. Bazı satırbaşı ve satıraralarına değineceğim söyleşisinde Ülkede (Rusya )  yaşanan gıda kıtlığından mütevellit Jülyen takvimine göre 23 Şubat'ta [ii]Petrograd'da yani bugünkü St. Petersburg’da gıda istihkakının düzenlenmesinin talep edildiği  ve onbinlerce kişinin destek verdiği günlerce süren  giderek daha da alevlenen gösterilere  zaman içinde Pavlovskiy Alayı'na bağlı bir kısım askerin  de katılımıyla 27 Şubat'ta [iii]katılımcı işçi ve erlerin genelkurmay başkanlığını basmaları ve silahlanmaları neticesinde şehrin ehemmiyet arz eden  noktaları ele geçirilmesi karşısında tahtını terkedip  Duma'nın feshini açıklayan  Çar 2. Nikolay’ın, köyllerin, aydınların  olaylara bakış açısı ve dönemin fakr u zaruretini, Osmanlı’nın 1. Cihan Harbi’ne  Rusya'nın yanında girmek istememe dinamiklerini  aktaran İlber Ortaylı’nın Ekim Devrimi sırasında esasen Türkmenlerin kim olduğundan, İstanbul Rusya tarafından Dünya savaşı sırasında alınabilir miyidi sorularına kadar pek çok cevabın satıraralarında verildiği esnada dikkat çektiği konularda birinin de mevzunun bağlamı içinde Rusya – Bakü’n enerji kaynakları olması hasebiyle yakın dönemde Bakü, Hazar Denizi coğrafyasındaki yakın dönem gelişmeleri aktaracağım bu makalede.   

 

 

İçinde bulunduğumuz 2017 yılının Kasım ayı başında Dünya enerji medyası Hazar Denizi'nin hukuki statüsünün ne olacağı Hazar Denizi'ndeki işbirliğini ve Kuzey-Güney Ulaştırma Koridorunun aktivasyonu çerçevesindeki işbirliği  gibi konulardan söz ederken içinde bulunduğumuz Kasım ayı başında Rusya, İran ve Azerbaycan liderlerinin imzaladıkları ortak bildiride, Moskova, Bakü ve Tahran’ın yapılan üst düzey görüşmelerinin neticesinde uluslararası enerji sahalarındaki etkileşimlerini derinleştirmeye ve petrol-gaz alanındaki işbirliklerini genişletmeye hazır oldukları belirten karar Enerji  konulu haberlerde öne çıkan gelişmelerden biri oldu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2007 ve 2015 yıllarından sonra İran’a  yaptığı 3 üncü. Ziyaret idi bu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in görüşmesinden sonra imzaladıkları sözkonusu ortak bildiride "Taraflar Rusya’nın, Azerbaycan’ın ve İran’ın bölge ve dünya enerji pazarlarının dengeli işleyişinde kilit rolde olduklarını kabul ediyor, petrol-gaz yataklarının keşif ve geliştirme çalışmaları, işlenmemiş petrol ve petrol ürünlerini taşıma ve dolaylı sevkiyatlar dâhil olmak üzere, petrol-gaz ve petrokimya alanlarında işbirliklerinin genişletilmesini, ayrıca uluslararası enerji sahalarındaki etkileşimin derinleştirilmesini destekliyor." İfadelerine yer verilirken taraflar ayrıca üç ülkenin elektrik ağlarının birleştirilmesi ile ilgili projenin ve elektrik ticareti ile ilgili anlaşmaların hayata geçirilmesine destek verdiklerini de  açıklıyorlardı.[iv]

 

 

Yine içinde bulunduğumuz 2017 yılının Eylül ayı ortasında, Azeri-Çırak-Güneşli (AÇG) petrol yataklarının üretim ve paylaşım anlaşmasının süresinin 2050 yılına kadar uzatılmasına ilişkin bir  tören tertiplenmişti . Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak bu vesileyle bulunduğu Bakü'de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile  enerji projeleri konusunda fikir alışverişinde bulunmuşlardı. Yine Eylül ayında ABD enerji devi Lukoil ve Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi (SOCAR), Türkiye'ye yaptıkları yatırımları artırmak için istişarelerde bulunması kayda değer gelişmelerden biri idi ve gazete manşetlerine Rus ve Azeri enerji devleri Türk yakıt pazarına ortak yatırım yapmayı planları yansımıştı.  Türk yakıt pazarında yeni ortaklıklar arayan SOCAR ve Lukoil, üçüncü tarafların varlıklarını satın almayı planlıyor. Lukoil Satış ve Malzemelerin Kıdemli Başkan Yardımcısı Vadim Vorobyov, Türk petrol ürünleri pazarının Lukoil operasyonları için stratejik öneme sahip olduğunu ve şirketin oradaki payını artırmak için sürekli olarak fırsat aradığını,Türk yakıt pazarı Lukoil için çekiciliğini koruyor ve Türkiye'ye 1 milyar dolara yatırım yaptıklarını kaydetmişti. Ağustos Ayının ikinci yarısına Lukoil Başkan Yardımcısı Vorobyov, Lukoil'in Moskova'daki Türk gazetecilerle yaptığı toplantıda küresel ve Türkiye pazarına yönelik hedeflerini ayrıntılarıyla anlatmış, şirketin 40 ülkede petrol, doğalgaz ve petrokimya alanında faaliyet gösterdiğini ve Lukoil'in elektrik üretiminde yakın bir geçmişte faaliyetlerine başlamış olduğunu vurgulamıştı.Lukoil'in Türk yakıt pazarının yüzde 5 ila 6'sını elinde tuttuğunu söyleyen Vorobyov, 2000-2010 döneminde işletilen Türkiye'deki şirketlerin Avrupa'dakilere kıyasla daha fazla kâr sağladığını vurguladı. Lukoil'in 1 milyar doların üzerinde bir yatırım yaptıklarını belirten Başkan Yardımcısı, "Ancak yatırımlarımızdan sonra, Türkiye'deki akaryakıt perakende sitelerine ilişkin mevzuat olumsuz bir şekilde değişti. Bayilik marjını azaltmaya ilişkin mevzuat olumsuz etkilere sahipti. Ancak bu mevzuat için bazı sebeplerin var olduğunu anlıyoruz Yine de, Türk pazarının yatırım yapmak cazip olmadığını söyleyemiyoruz. Türkiye'den çekilmeyi  düşünmüyoruz.Lukoil'in Türkiye'de faaliyet gösteren şirketler ile ortak olmaya hazır olduğunu belirten Vorobyov, "Türk petrol ürünleri pazarının Lukoil için stratejik önemi var ve şirket işbirliği fırsatlarını araştırıyor" dedi. Lukoil ve SOCAR'ın Türkiye pazarında satılık ortak edinim varlıklarını müzakere ettiğini doğruladı. Vorobyov, Türkiye pazarının Lukoil operasyonları içindeki önemini yinelemekle birlikte, Lukoil'in Türkiye'deki faaliyetlerinin yılda 1,5 milyon ton yakıt sattığını bildiren Vorobyov, henüz bir sonuca ulaşılmadığını söyledi.Vorobyov, ABD tarafından uygulanan yaptırımların projelerini etkilediğini vurguladı. "Denizaşırı projelerimize neler olacağını bilmiyoruz.İlişkinin önceki kapsamı sadece Rusya sınırlarına uygulanmış durumda.Şimdi ABD genişledi, bu nedenle bizim gerçekleştirmek için daha zor olacağını düşünüyorum. Lukoil başkan yardımcısı, önümüzdeki dönemde yurtdışında projeler üretiyor "şeklinde konuşmuştu. 2007'de Türkiye pazarına giren Rus petrol şirketi Lukoil, ülkedeki operasyonlarını genişletiyor. Halen, yıllık 600.000 metreküp yakıtla 600'ün üzerinde perakende siteye sahip olduğu bildiriliyordu.Esasen SOCAR'ın Türkiye'deki yatırımları, 2008 yılında ülkenin önde gelen petrokimya şirketi PETKİM'i satın almasıyla başlamış ve yatırımları  yatırımları  o sene 18 milyar dolara ulaşmıştı Şirketin bu hedef doğrultusunda yürütmekte olduğu önemli yatırım projelerinden biri PETKİM Yarımadası'nda İzmir'deki SOCAR Türkiye Ege Rafinerisi (STAR) 'dır. 10 milyon ton ham petrol kapasitesine sahip olan ve 6 milyar dolarlık bir yatırıma sahip olan STAR, yüzde 90 oranında tamamlanmış ve rafineriyi gelecek yıl faaliyete geçirecek planlar mevcut. Türkiye'nin mevcut enerji açığının yüzde 50'sini telafi etmesi bekleniyor. Lukoil tarafından Hazar Denizi'nde geliştirilen 31 Ekim 2016'da üretime başlayan  V. Filanovsky petrol sahasını ziyaret sırasında elde edilen bilgiye göre, şirket 2002-2016 döneminde bölgedeki projelerin geliştirilmesine 8,7 milyar dolarlık yatırım yapmıştı .Lukoil'in Hazar Denizi'ndeki ve Rusya'nın en büyük offshore petrol sahalarından biri olan V. Filanovsky, 3 milyon tonluk petrol üretimini tescil ettiren ikinci aşamasını Temmuz ayında başlatmış ve sene   sonuna kadar ikinci aşamada çalışmayı planladığını açıklamıştı. Temmuz ayına baktığımızda ise “Enerji Geleceğimize Köprüler” temasıyla 9-13 Temmuz 2017'da İstanbul'da düzenlen ve bizzat katıldığım  22. Dünya Petrol Kongresi’nde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, "Türkiye güçlendikçe biz de güçleniyoruz. Türkiye ve Azerbaycan, bütün meselelerde birbirinin yanındadır." diye konuşmuş İki kardeş ülke arasındaki iş birliğinin bütün alanları kapsadığına işaret eden Aliyev, Türkiye ve Azerbaycan'ın enerji alanındaki ortaklığı ve iş birliğinin birçok önemli stratejik meselesinin gerçekleştirilmesini sağladığını, bu bağlamda birçok projenin hayata geçirildiğini belirtmişti..Türkiye ve Azerbaycan arasındaki projelerin dünyanın enerji haritalarının yeniden düzenlenmesine yol açtığını vurgulayan Aliyev, petrol ülkesi Azerbaycan'ın tarihi anlamda da petrolün ilk bulunduğu ülke olduğunu kaydetmişti.
Aliyev, o dönemde 
Azerbaycan'ın bağımsız olmadığını ve kendi yeraltı zenginliklerinden istifade edemediklerini ancak bağımsızlığın kazanılmasından sonra Azerbaycan'ın kendi zenginliklerinden yararlanan bir ülke hale gelebildiğini,Azerbaycan'da ayrıca çok zengin doğalgaz yataklarının keşfedildiğini ve bu doğalgaz rezervlerinin de dünyanın en büyükleri arasında yer aldığını dile getirmişti.   "Dünya pazarlarına açılabilmek için boru hatları inşa etmek zorundaydık" diyen Aliyev, Azerbaycan'ın artık dünyaya petrol ve doğalgaz ihraç eden bir ülke haline geldiğine vurgu yaparak, "Bizim ülkemiz, dünya petrol ve doğalgaz pazarlarına açılabilmek için boru hatları inşa etmek zorundaydı.Bu çerçevede 2006'da Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Boru Hattı ve 2007'de Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) Doğal Boru Hattı'nın inşa edildi” şeklinde konuşmuştu. Buna ilaveten  Hazar Denizi'ni Karadeniz ile birleştiren hatla Azerbaycan petrol ve doğalgazının dünya pazarına ulaştığına da değinen İlham Aliyev, yine kongre esnasında hem Avrupa'nın hem Türkiye'nin enerji kaynağı çeşitlenmesine önemli katkıları sağlayacak bir proje olan TANAP hakkında da değerldnrimelerde bulunmuştu. Türkiye ve Azerbaycan arasında 2012'de Trans Anadolu Boru Hattı Projesi'nin (TANAP) imzalandığını hatırlatarak, bu projenin hayata geçirilmesi için çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini hatırlatmıştı. TANAP'ı oluşturan boru hattı projesinin yüzde 77'sinin tamamlandığını ve gelecek yıl (2018)ifade eden Aliyev, bir diğer büyük proje Trans-Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı Projesi'nin (TAP) de yüzde 44 oranında tamamlandığını kaydetmişti.

 

Azerbaycan tarafında  son br kaç ay içinde enerji alanında öne çıkan, Türkiye’yi de içine alan  yakın dönem gelişmeleri böyledir. Bugün (13 Kasım 2017) Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşmek için Soçi'ye gerçekleştireceği ziyaretin gündeminde halen çözülememiş Dağlık- Karabağ sorunu da vardır ve bu anlamda da enerji konularının değerlendirilmesi, bu eksende yeni gelişmelere ilişkin istişarelerin yeniden önünün açılmasına da muhtemel potansiyel teşkil etmektedir


[i] Miladi  takvimde 7 Kasım 1917

[ii] Miladi takvimde 8 Mart

[iii] Miladi Takvim 12 Mart

  

Comments